Shift Ajans
Avrupa Birliği Hukuku
Avrupa Birliği Hukuku | Güneş Hukuk Bürosu | Antalya/Kemer

Avrupa Birliği Hukuku Avukatlığı | Antalya

 

Avrupa Birliği Hukuku Nasıl İşler?

            Avrupa Birliği Hukuku, üye ülkeleri doğrudan, aday ülkeleri ise dolaylı olarak ilgilendiren bir kurallar sistemidir. Avrupa Birliği’nin kurumları tarafından yapılan yasama ve yürütme işlemleri, üye ülkelerin bazı iç düzenlemelerini zaman zaman bertaraf edebilmektedir. Zira Avrupa Birliği, normlarının büyük bir bölümünü usulararası anlaşmalar vasıtasıyla yayınlamakta, bu sebeple “doğrudan etki” ilkesiyle tüm üye ülkelerin iç hukuklarına entegre olabilmektedir. Avrupa Birliği’ne katılımda ilk şartlardan birisi birlik mevzuat ve anlaşmalarının koşulsuz şekilde kabul edilmesidir.

            Avrupa Birliği’nde hukuk sistemi tüzükler, yönergeler ve kararlar olmak üzere birçok farklı yasal prosedürden oluşmaktadır. Birliğin onaylayıp yürürlüğe koyduğu anlaşmalar tüm yasama işlemlerinin temelidir. Avrupa Birliği’nin yasama prosedürlerindeki bir diğer önemli özellik ise yasama işlemlerine ilişkin tekliflerin üye devletler veya parlamento üyeleri aracılığı ile değil, daima Avrupa Komisyonu tarafından yapılabilmesidir. Avrupa Parlamentosu bu prosedürde yalnızca yasa tasarılarını veto etme hakkını haiz olup ayrıca Parlamento liderlerine bağlayıcı olmayan öneri veya eleştiri sunma olanağına sahiptir.

            Avrupa Birliği Hukukunda normların icrası da önem arz etmektedir. Bu doğrultuda Avrupa Birliği’nin hukuk yargısını, Avrupa Adalet Divanı ve Lizbon Antlaşması ile ismi Genel Mahkeme olarak çevrilen Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi oluşturmaktadır. Genel Mahkeme, Avrupa Birliği'nin 1988 yılında Avrupa Adalet Divanı'nın iş yükünü azaltmak ve Avrupa Birliği üyesi vatandaşların bireysel işlerinin yürütülmesine olanak sağlamak amacıyla kurulan mahkemedir. Bu mahkemenin temel misyonu Avrupa Birliği'nin diğer kurumlarından önce, doğrudan bireyler ya da şirketler tarafından açılan davaları inceleme ve sonuca bağlamaktır. Üye seçimleri altı yılda bir yapılan mahkeme, Avrupa Birliği’ne tam üye olan her ülkeden birer yargıç olmak üzere toplam 27 görevli yargıçtan oluşmaktadır. Görev alacak yargıçlar çoğunlukla kendi ülkelerinin hükümetleri tarafından aday gösterilmektedir. Atanan yargıçların kendi aralarında yaptıkları oylama yöntemi ile mahkemeye başkanlık edecek olan yargıcın seçimi yapılır.

            Avrupa Adalet Divanı ise Avrupa Birliği yargı teşkilatında yer alan en yüksek mahkemedir. Avrupa Birliği hukukunu ilgilendiren konularda son söz Avrupa Adalet Divanına aittir. 1952 yılında Lüksemburg şehrinde kurulan Mahkeme, her Avrupa Birliği üyesi ülkeden en az birer yargıç almaktadır. Ancak bu yargıçlardan sadece on üçü Büyük Salon adı verilen üst kurulda davalara bakmaya yetkilidir. Avrupa Adalet Divanı, üye devletler ya da Avrupa Birliği kurumlarını ilgilendiren davalar ile üye devletlerin yerel hukuk sistemindeki mahkemelerce bir üst kuruma sevk edilen ihtilafları incelemektedir. Avrupa Birliği kurumlarında görev alan memurların işlerini takip eden Avrupa Sivil Servis Mahkemesi ile birliğin ekonomisini denetleyen Avrupa Birliği Sayıştayı, Adalet Divanı altında görev yapan iki önemli yargı kurumudur.

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine'ne Nasıl Başvuru Yapılır ve Prosedür Nasıl İşler?

            Avrupa Konseyi, Avrupa kapsamındaki ülkelerin insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkesini korumak gayesiyle 1949 yılında kurdukları uluslararası kuruluştur. Başta insan hakları olmak üzere Avrupa Konseyi’nin temel amaçlarının yasal dayanağını oluşturması adına üye devletler arasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi imzalanmıştır. İşte bu sözleşme ve ek protokoller aracılığı ile güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerin ihlal edilmesi veya kısıtlanması halinde, bireylerin, toplulukların, tüzel kişilerin veya devletlerin başvuruda bulunabileceği yargı organına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) adı verilmektedir.  

            Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 34. maddesinde Mahkemeye bireysel başvurunun yasal dayanağı oluşturulmuştur. Sözleşmenin 35. maddesi ile Mahkeme İçtüzüğünün 47. maddesi de başvuru usulünün detaylarını hükme bağlamıştır. Buna göre kişilerin AİHM'ye başvurabilmek için mutlaka kendi ülkelerindeki iç hukuk olanaklarını tüketmeleri ve buradan herhangi bir olumlu sonuç alamamış olmaları gerekmektedir. İç hukuk yollarının tükenmesi veya bu yolların etkili olmayacağının anlaşılmasını takiben Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından hazırlanan başvuru formu doldurulur. Başvuru formunda başvuranın kimlik bilgileri, temsilciye ait bilgiler, aleyhine başvuru yapılan devlet veya devletlerin bilgileri ve somut olay hakkında açıklama bulunmalıdır. Başvuranlar somut olayı açıklarken 20 sayfa ile sınırlanmakta olup Sözleşme ihlalleri ve diğer hukuka aykırı haller hakkında ayrıntılı bilgilendirmelerde bulunabilmektedir. Başvuru formunun tamamlanmasının ardından mutlaka şikayete konu olan ihlali ispatlayacak belgelerin, iç hukuk yollarının tüketildiğine dair karar örneklerinin, varsa başka uluslararası soruşturma veya çözüm makamlarında devam eden veya sonuçlanan başvuru evraklarının ve başvuranın tüzel kişi olması halinde imza ve temsil yetkisini gösterir sirküler örneklerinin de forma eklenmesi gerekmektedir. Tüm belgeler somut olaya uygun bir şekilde kronolojik olarak sıralanmalı ve formun üzerinde bu sıraya göre listelenerek belirtilmelidir. Başvuran kimliğinin açıklanmasını istemiyorsa bu hususu açıkça belirtmeli ve bu talebine dayanak olan sebepleri sunmalıdır. Mahkeme talep üzerine ve re’sen gerekli gördüğü takdirde kimliğin gizli tutulmasına karar verebilir.

            Mahkeme yukarıdaki prosedür içerisindeki şartlardan bir veya bir kaçının eksik olması halinde başvuruyu reddetme yetkisine sahiptir. Ancak istisnai olarak, başvuranın kural ihlali yapmasına dair dayanaklı ve geçerli bir açıklamasının bulunması, başvurunun ihtiyati tedbir istemine ilişkin olması veya Mahkeme tarafından re’sen gerekli görüldüğü takdirde usulen eksiklik içeren başvurular da kabul edilebilmektedir. Bu tür durumlarda Mahkeme başvuruyu kabul etse bile yargılama süreci içerisinde eksik olan bilgi ve belgelerin temin edilmesini talep edebilir, bu işlemler için ek süre tanıyabilir. Buna karşın Mahkeme ayrıca talep etmese dahi Başvuranın, adres değişikliği veya başvuru ile yargılama sürecini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyebilecek her türlü değişikliği yetkililere bildirme zorunluluğu bulunmaktadır. Mahkeme İçtüzüğünde izah edilen prosedürü içeren başvuru belgesinin Mahkeme’ye gönderilme tarihi başvuru tarihi olarak kabul edilir ve çekişmeli hallerde postane damgası üzerindeki tarih esas alınır. Mahkeme ayrıca gerekli gördüğü durumlarda başvuru tarihini değiştirme yetkisine de sahiptir.

            Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel başvuru süreci bir çok şart ve ikincil prosedürü beraberinde getirdiğinden, mutlaka yabancı dile hakim, uluslararası kurum ve kuruluşlarla iletişim halinde olan, sunulacak belgelerin uluslararası kurumlar nezdinde geçerli olabilmesi için gerekli izin, onay, şerh ve apostil işlemlerini hızlı bir şekilde gerçekleştirebilecek bir avukat kadrosu tarafından temsil edilmek oldukça yararlı olacaktır.

            Antalya ilinde faaliyet gösteren Güneş&Çelebi Hukuk Bürosu olarak, Uluslararası Hukuk, Avrupa Birliği Hukuku ve İnsan Hakları Mevzuatı alanlarında uzmanlaşmış kadromuzla müvekkillerimize iç hukuk yollarının tüketilmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi veya diğer uluslararası çözüm makamlarına yabancı dilde başvuru yapılması, yapılan bireysel başvuruların takibi, gerektiğinde buralarda görülecek duruşma, oturum, müzakere ve uzlaşma işlemlerinde temsilen bulunma ve alınan kararların uygulanmasına ilişkin iç hukuk makamlarında icrai işlemleri gerçekleştirme konularında avukatlık ve hizmeti hukuki danışmanlık vermekteyiz.

Copyright © 1999-2018 | Güneş Hukuk Bürosu
Antalya / Türkiye