Shift Ajans
Tahkim
Tahkim Avukatlığı | Güneş Hukuk Bürosu | Antalya - Kemer

Tahkim Avukatlığı | Antalya

 

TÜRK HUKUKUNDA TAHKİM ANLAŞMASI

            Tahkim Anlaşması; doğmuş veya doğabilecek anlaşmazlıklar için tabi olunan yargı sistemlerinin yerine, tayin edilen hakemler aracılığıyla çözüme ulaşmayı hedefleyen sözleşmedir. Alternatif uyuşmazlık yolu olarak nitelendirilen tahkimin taraflar arasında uygulanabilmesi için aralarında mutlaka bir tahkim anlaşması veya tahkim şartı barındıran bir sözleşme bulunması gerekmektedir.


Tahkim Anlaşması Nedir?


            4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununun 4. maddesi uyarınca Tahkim Anlaşması, tarafların aralarında mevcut bir hukuki ilişki ile ilgili uyuşmazlıkların tamamen veya kısmen tahkim yoluyla çözülmesi konusunda yaptıkları anlaşma olarak tanımlanmıştır. Sözleşmesel uyuşmazlıkların yanı sıra haksız fiil, sebepsiz zenginleşme veya vekaletsiz iş görme gibi borç doğurucu diğer uyuşmazlıklar da bu çözüm yolunun konusuna tabidir. Ayrıca Milletlerarası Tahkim Kanunu kısmi tahkim yolunu da öngörmüştür. Bu hallerde tahkim anlaşmasının kapsamı dışında kalan tüm çekişmeli konular, olağan yargı yolunun usul ve esasları ile çözüme kavuşturulmaktadır.

            Tahkim sözleşmesi uygulamada çoğu zaman hakem sözleşmesiyle karıştırılmaktadır. Oysa hakem sözleşmeleri taraflar ile hakemler arasında düzenlenmekte olup, hakemin çözüm yolundaki yetkisi, ücreti ve diğer şartları belirleyen sözleşmeleri ifade etmektedir. Milletlerarası Tahkim Kanununun 5/2 maddesine göre uyuşmazlığın yargı yoluna intikal etmesi, tahkim yolunun seçimi için engel oluşturmamaktadır. Bu sayede derdest davalarda da taraflar anlaşarak tahkim yolunu seçebilir ve aralarındaki uyuşmazlığı alternatif çözüm yoluna taşıyabilirler. Ancak aynı maddenin ilk fıkrası uyarınca tahkim anlaşmasının konusu olan bir uyuşmazlık dava yoluyla ileri sürülmüş ise; karşı taraf, tahkim itirazında bulunarak davanın usulden reddini talep edebilir.  

 

Tahkim Sözleşmesinin Konusu Nedir?

            Her sözleşmede olduğu gibi tahkim sözleşmesinde de irade açıklaması ve uyuşması işlemin kurucu unsurlarından biridir. Hukuken geçerli ve uygulanabilir bir tahkim yolundan bahsedebilmek için, tahkime konu edilen uyuşmazlıkların niteliği taraf iradelerince anlaşılabilir olmalıdır. Belirsiz veya aşırı kapsamlı bir konuda tahkim sözleşmesi yapılabilmesi mümkün değildir. Özellikle hiçbir hukuki ilişki, sözleşme veya borç doğuran sebep belirtilmeksizin doğrudan “doğacak tüm anlaşmazlıklar tahkim ile çözülecektir” ibaresi ile tahkim sözleşmesi kurulamaz. Nitekim bu belirlilik şartının kapsamında taraflar arasındaki ilişkinin niteliği kastedilmektedir. Diğer bir deyişle tarafların hangi mevcut hukuki ilişki çerçevesinde bu uyuşmazlık yolunu seçtiklerini bilmeleri ve sözleşmede karşılıklı olarak bunu belirtmeleri istenmektedir. Nitekim uygulamada tarafların uyuşmazlığın çözümünde söz konusu olacak etmenleri anlaşmada belirtmeleri; çözüm yolunun verimliliği açısından büyük önem arz etmektedir

            Tahkim anlaşmasının konusu, tarafların iradeleriyle serbestçe kararlaştırabilecekleri bir konu olmalıdır. Taşınmaz aynı, aile hukuku, kişiler hukuku, iflas gibi konularda tarafların tahkim anlaşması yapması ve bu alanlardan doğan uyuşmazlıkları tahkimde çözümlemesi mümkün değildir.

Tahkim anlaşmasına mutlaka tahkim yeri, uygulanacak hukuk, dil, hakem sayısı, hakemlerin belirlenme usulü gibi konuların eklenmesi oldukça yararlı olmaktadır. Özellikle uygulama yeri için Türkiye veya başka bir ülke olarak belirtilmek yerine mutlaka Antalya ili veya Kemer ilçesi gibi spesifik olarak tespit yapılması ile ileride doğabilecek başka ihtilafların da önüne geçilmesi mümkündür. Tahkim anlaşmasında hangi hukukun uygulanacağı hususu da ayrı bir önem taşımaktadır. Kanunun 4/3 maddesi uyarınca taraflar tahkim prosedüründe uygulanmak üzere herhangi bir ülkenin hukukunu seçebilir; ancak böyle bir seçim yapılmaz ise Türk hukukunun uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

 

Tahkim Sözleşmesinde Geçerlilik Şartı Nedir?

            Tahkim anlaşmasının şekli, Milletlerarası Tahkim Kanununun 4/2 maddesinde düzenlenmiş; tıpkı New York Sözleşmesinin 2/1 maddesinde olduğu gibi yazılı şekil şartı aranmıştır. Kanunun ilgili hükümlerine göre; yazılı şekil şartının varlığından söz edebilmek için, anlaşmanın taraflarca imzalanan yazılı bir belgeye veya taraflar arasında karşılıklı olarak kullanılan yazılı bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava sürecinde cevap dilekçesinde ortada yazılı bir tahkim anlaşmasının olmadığı yönünde itiraz edilmemiş olması gerekir.

            Ayrı bir anlaşma ile düzenlenmek yerine herhangi bir sözleşmeye madde içerisinde eklenen tahkim şartının geçerlilik açısından farklı şekilde incelenmesinde fayda vardır. Zira asıl sözleşmeye karşı ileri sürülebilen şekil şartı veya esasa ilişkin tüm hükümsüzlük iddiaları tahkim şartının geçerliliğini de doğrudan etkileyebilmektedir. Buna göre uyuşmazlığın tahkime götürülmesini istemeyen taraf asıl sözleşmenin geçersizliğini iddia ederek tahkim şartını bertaraf etmekte ve çözüm yolunun genel mahkemelere taşınmasına sebep olabilmektedir. İşte tahkimin pratik, hızlı ve tasarruflu süreç ve sonuçlarının bu yola dayanarak kötü niyetli şekilde engellenememesi adına, Milletlerarası Tahkim Kanununun 4/4 maddesi devreye girmektedir. Bu maddeye göre tahkim şartının asıl sözleşmeden bağımsızlığı ilkesi hukukumuz tarafından benimsenmiş olup; asıl sözleşme ile ilgili tüm geçerlilik iddiaları yine tahkim şartına göre hakemler tarafından karara bağlanmaktadır.

 

Tahkim Nasıl İcra Edilir? Tahkim Anlaşmasına İtiraz Nasıl Yapılır?

            Geçerli ve yürürlükte olan bir tahkim anlaşması veya şartı taraflara iki olanak sağlamaktadır. Birincisi; tahkim şartına bağlanan bir konuda uyuşmazlık doğduğu anda taraflardan biri iddia ve savunmalarını hakemlere veya tahkim kurumuna taşıma hakkına sahiptir. İkinci olarak yine herhangi bir tarafın tahkim konusu çekişmeyi genel yargı yoluna taşıması halinde diğer taraf adına tahkim itirazı olarak isimlendirilen ilk itiraz hakkı doğacaktır. Ancak burada ilk itirazın ileri sürüldüğü mahkemenin, söz konusu tahkim anlaşması veya şartının geçerli olup olmadığı yönündeki inceleme yetkisi araştırılmalıdır.

            Doktrin ve Yargıtay kararlarındaki hakim görüş; ilk itiraz incelemesinde tahkim anlaşması veya şartının varlığı araştırılırken ortada geçerli bir tahkim yolu olup olmadığının da incelenmesi gerektiği yönündedir. Mevzuatta açık bir şekilde belirtilmese bile bu kurala dayanak olarak Milletlerarası Tahkim Kanununun 5/1 maddesinin son cümlesinde yer alan “tahkim itirazının kabulü halinde, mahkeme davayı usulden reddeder” ifadesi gösterilebilir.


            Milletlerarası Tahkim Kanununun 15. maddesine göre tahkim şartının geçerliliği genel mahkemelerce de incelenebilmekte; hatta yine bu maddeye göre hakemlerin tahkim anlaşması ve şartının geçerliliğine ilişkin verdikleri kararlar da genel mahkemelerde iptal davasına konu edilebilmektedir. İptal davalarında, tahkim anlaşması kapsamında olan konuların, kapsam dışı konulardan ayrılması mümkün olduğu takdirde, hakem kararının sadece tahkim dışı konuları içeren bölümü iptal edilebilir. İptal davaları başka bir işleme gerek kalmaksızın hakem kararlarını durdurabilmektedir. Hakem kararının taraflara bildirim tarihinden itibaren 30 gün içerisinde iptal davası açılmaması halinde dava hakkı düşer; ancak taraflar bu süreyi beklemeksizin iptal davası açma hakkından kısmen veya tamamen feragat da edebilirler.

            Tahkim anlaşması süre ve masraf açısından günümüzde en karlı çözüm yollarından biri olarak öne çıkmaktadır. Tahkimin bu getirisini ayakta tutabilmek adına sözleşme üzerindeki iradenin açık; diğer unsurların yalın, basit ve anlaşılabilir olması sağlanmalıdır. Bu doğrultuda biz de Güneş&Çelebi Hukuk Bürosu olarak Ad Hoc Tahkim adı verilen çözüm yolunda UNCITRAL kuralları gibi hazır normların temel alınmasını; Kurumsal Tahkim yolunda ise seçilen kurum veya kuruluşların tahkim için hazırladığı matbu şartnamelerin kullanılmasını önermekteyiz.

Copyright © 1999-2018 | Güneş Hukuk Bürosu
Antalya / Türkiye